[Fanzin - Aşk - Sokak Edebiyatı]
.::..
.:::.

Menu

Sık Kullanılanlara Ekle
:: Ana Sayfa
:: Site Map
:: Personel
:: İletişim..
Giriş Sayfası Yap

-

Kategori

::: Aşk
::: Hayat
::: Fanzin Öykü vs..
::: Tümü..
::: Hep Beraber
::: E-Book

-

Son Eklenenler

Sacri'den
(:
[Sade Bir İntihar.. En Güçlü Sanatsal Çalışmadır.. ]

Son Yorumlar


..
(:
(: (:
!.!.
...
..
..
.
tuba
Super


-

İstatistik

Mesaj Panosu


---------------------------------
RSS
I heart FeedBurner
---------------------------------
[Fanzin - Aşk - Sokak Edebiyatı] [Fanzin - Aşk - Sokak Edebiyatı]
:..: ::..::
... .... Goggle Grup :

. sayfadasınız.. Yorum yaz! : : Tüm Yazılar : :
<- Önceki :: Sıradaki ->

20.6.2009 - Hayal

Sustu kadın…

Sustu adam…

Hep bu sahneyi hayal etmişlerdi… Başka zamanlarda, kendi rüyalarında…

Gitti kadın..

Baktı adam; pencereden yansıyan kendi gözüne...

İkisinin de hayali gibi değildi şuan. Ayrılırken bile kendileri olamamışlardı yine..

Ruhlarını değişeceklerdi daha, kadın öyle istemişti. Ondaydı ruhu geri almalıydı ondan aldığı ruhu ona iade ederek.

Olmadı…

Adam son kez öpecekti kadını, gözlerinin içine bakıp “gitme” demek isteyip; diyemeyecekti.

Yapamadı…

Ve kadın sırtlanarak gitti yabancı bir tanıdığın ruhunu. O ruhu küçültmeyi hayal etti, cebine koyup taşımalıydı ağırlık yapmadan…

Kapıdan çıktı kadın… İlk bu kapıdan girdiği anı hatırladı… Unuttu… Kapadı kapıyı.

Yol boyu hayal etti bulutları. Az ötede kocaman binalar son bulacak sonsuz gökyüzü onun olacaktı. Birkaç adım daha atmalıydı ama yorgundu; yapamadı. Orda kaldı. Bir otobüs beklemeliydi sonsuzluğu görmek için... Otobüsün onu gökyüzüne çıkarıp bir bulutun üzerine bıraktığını hayal etti, bulutları üzerine çekip uyuduğunu hissetti… Huzur muydu bunun adı?

Bir fren sesiyle düştü buluttan.

En arkalardan bir yer boştu. Oturmak istemedi bir süre. Ama bedeni buna izin veremeyecek kadar bitikti. Usulca oturdu başını cama dayamış gri montlu gencin yanına. Genç onun oturduğunu bile fark etmedi. O da hayaldeydi, belki bir bulutun üstünde, belki bir kapıda, belki de cebindeki ruhta…

Hiç olmadığı kadar sessizdi otobüs. Belli ki herkes hayalinin peşindeydi. Kadın insanları izledi. Onların hayalinde olabilir miydi ki?

Ve işte sonsuz gökyüzü… Biraz pembeleşmeye başlamış mavi… Güneş uykuya dalıp pembe rüyalar görmeye başlamıştı belli ki.

Hafif esintiliydi pembe rüyası. Bir uçurtma vardı tepesinde, üzerinde bir çocuk… Mutlu…

Ama az sonra pembe rüyalar bitecekti. Kara korkulu geceler başlayacaktı sonsuzlukta… Esinti kesilecek, düşecekti uçurtma... ağlayacaktı çocuk..

Uyanmalıydı güneş… Şimdi!

Pek uzun sürmedi yolculuğu. Çocuk ağlamadan vardı gideceği yere. Sessizliği geride bıraktı. Birçok çocuk sesi duydu doğduğu mahallede, her biri içeri girmek için ezan sesini bekleyen…

Gülümsedi, elinde ip “küçük kız” oldu. Atlaya atlaya vardı evine… Biraz daha kalmak istiyordu “küçüklüğünde”!... Ama okundu ezan, büyüdü…

Kapıya yanaştı. Açıldı kapı huzur dolu bir gözün eliyle. Yıllar geçse de hiç değişmez miydi bir bakış ona karşı. Hep böyle içten ve huzur dolu mu olmalıydı?

Davetkâr bir gülümseme vardı dudaklarında. Elindeki valize sarıldığını sandı kadın ilk başta, ama kapıdaki huzurun amacı başkaydı. Cebindeki ruhu söküp attı sokağın köşesine ve dedi ki “sadece sen lazımsın bana, sadece sen gir, kendinle, rüyanla, hayalinle…”

Gülümsedi kadın…

Hayal miydi bu?

                                                                                           29/5/9 [Revi ]

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı


<- Önceki :: Sıradaki ->.<-




.

M
Son oynadığın saklambaçta saklanan bir çocuk vardı..
İşte Aşk..
o bir kez daha bulamadığın çocukluğundu..
Sacri